ÇANAKKALE – Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi’nden Prof. Dr. Uğur Altınağaç, bu sezon hamsi avında yaşanan hızlı avlanmanın birçok sorunu beraberinde getirdiğini ifade etti. Prof. Altınağaç, “Hamsi, bizim için lokomotif balık durumunda. Bu sezon yaklaşık 300 bin ton hamsi avlandığı tahmin ediliyor. Ancak bu miktarın, normalde altı ayda toplanması gereken bir miktar olmasına rağmen, sadece iki ayda yakalandı. Bu hızlı avlanma, birçok olumsuz etkiye yol açtı. Balığın fiyatı, 150 lira seviyelerine kadar düştü ve bu durum balıkçıları zor durumda bıraktı” dedi.
Çanakkale Boğazı ve uluslararası sularda gırgır, trol ve çevirme ağlarıyla avlanma yasağı 15 Nisan itibarıyla başladı. Prof. Dr. Altınağaç, av sezonu süresince hamsinin hızla avlandığını ve iklim değişikliği nedeniyle balıkların göç etmediğini belirtti.
“2025-2026 av sezonu 15 Nisan itibarıyla sona erdi. Bu sezon hamsi avcılığında 300 bin ton civarında bir miktar elde edildi. Ancak bu miktara ulaşmak için normalde altı ay geçmesi gerekirken, iki ayda bu hedefe ulaşıldı. Sonuç olarak, hamsinin pazardaki fiyatı ciddi şekilde düştü. Bir kasa hamsi, balıkçıdan çıkışta 150 lira gibi bir değere sahip. Bu durum balıkçıların ekonomik olarak zarar etmesine sebep oluyor. Ayrıca, avlanan hamsinin depolanması da büyük bir sorun haline geldi. Buzhaneler ve soğuk hava depoları yetersiz kaldı, bu da balığın değerinin düşmesine yol açtı. Balıkların bu hızlı avlanma sürecinde aşırı göç etme ihtiyacı duyduğunu da gözlemliyoruz. Balıkçılar daha açık sularda av yapmak zorunda kaldı ve bu durum, yakıt maliyetlerini artırarak ekonomik kayba yol açtı” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Altınağaç, bu sorunların çözümü için düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı. Hamsi avında mevcut kota uygulamalarının sezon boyunca geçerli olduğunu belirten Altınağaç, “Ancak bu hızlı avlanmayı dengelemek için günlük kota uygulamasının getirilmesi gerekiyor. Bunu balıkçılar tek başlarına yapamaz. Devletin bu konuda bir düzenleme yapması ve sürdürülebilir bir su ürünleri politikası geliştirmesi şart. Sürdürülebilirlik kavramı, su ürünleri avcılığı açısından büyük önem taşıyor. Balıkların üreme şansı bulabilmesi ve avcılığın sürdürülebilir olması için uygun düzenlemeler yapmalıyız” dedi.
Küçük balıkçıların en çok gelir elde ettiği türlerden biri olan lüferin bu yıl Çanakkale Boğazı’nda hiç görülmediğini belirten Prof. Dr. Altınağaç, “Geçen yıl lüfer İstanbul tarafında biraz görünürken, Çanakkale’ye hiç gelmedi. Bunun başlıca sebebi de küresel ısınmanın etkileri. Küresel ısınma nedeniyle balıklar göç etme ihtiyacı hissetmiyor. Bu durum, gelecekte daha büyük sorunlar doğurabilir çünkü balıkları etkileyen soğuk su akıntıları artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.