Beykoz’da gerçekleşen tarihi bir kıyım, muhtarın skandal bir itirafıyla yeni bir boyut kazandı. 300 yıllık geçmişe sahip İshak Ağa Çeşmesi, bir “yenileme” projesi adı altında yok edildi. Bu durum, kültürel mirasın nasıl bir cehaletle karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi.
Beykoz’daki İshak Ağa Çeşmesi’nin yıkımına dair sırlar gün yüzüne çıkıyor. Mahalle muhtarı Nejimi Gösterit, tescilli Osmanlı eserini neden yıktırdığını televizyon ekranlarında bir “başarı hikâyesi” gibi sundu. “Eskiydi, yıktırdık; yerine mahallemize uygun, pırıl pırıl bir çeşme yaptık.” diyen muhtar, eski mermer parçalarının akıbetiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Eski parçaları mermerciye verdik. Yeni çeşmeyi neden kaldıralım, eski sütunu niye tutalım ki?” ifadeleri, kültürel mirasa karşı olan duyarsızlığı gözler önüne serdi.
Olayın ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü, “Biz yapmadık, İBB yaptı” açıklamasıyla kendisini savunmaya çalıştı. Ancak muhtarın itirafları, bu savunmayı çürüttü. Mahalle muhtarı ve cami derneği, 300 yıllık eseri yıkma kararı alırken, kurumlar arası denetim eksikliğini de ortaya koymuş oldu.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, kendi mülkiyetindeki caminin duvarlarının balyozlarla söküldüğünü fark edemedi ve itiraflar karşısında derin bir sessizliğe büründü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), tarihi parçaların bir mermer atölyesinde parçalanmak üzereyken koruma altına alındığını belgeleriyle kanıtladı.
Tescilli bir eserin, tarihi değeri gözetilmeden mahalle muhtarı ve cami derneği tarafından yok edilip yerine estetikten uzak bir mermer kütlesinin konulması, İstanbul’un tarihi mirasının nasıl sahipsiz bırakıldığını bir kez daha gözler önüne serdi.